giriş
Olta Dayanışma Röportajı (Part 2) //ODTÜ MT

Olta Dayanışma Röportajı (Part 2)

Bazı müzisyenlerin kendi kaydını alacak kadar bile imkanı yok. Pandemi sürecinde enstrümanlarını satan ve hatta intihar eden müzisyenler bile var. Olta bu konuda müzisyenlere yardımcı olabiliyor mu?

Açıkçası bize ulaşan insanlar arasında yardıma ve alım gücüne ihtiyacı olan kimler var diye bir baktığımda hepimizi görüyorum. Hepimizin, bir an evvel, tez zamanda alım gücüne ihtiyacı var. Henüz albümler kayda değer bir getiri sağlamadı, fakat albümlerin sayısına paralel olarak dinlenme rakamları arttıkça, bu yaraları sarmak haricinde hiçbir menfaatimiz yok. Kiminle konuşsak aynı dertten muzdarip ancak yine de ‘yardım’ ve ‘destek’ konusuna teknik yetersizlikler, imkansızlıklar da dahil. İletişim gruplarımızda biri bir ihtiyacını dile getirdiği zaman -ki oldu bu- anında yapıcı bir yanıt geliyor. Bir örnek vereyim, “Arkadaşlar merhaba, ben Olta’ya şarkı vermek istiyorum ama kaydetme imkanım yok. Elimde gitarım var ve şarkı kaydetmek istiyorum ne yapabilirim”. Hemen 2-3 arkadaşımızın dönüş yaptığını gördüm: “Abi şurada stüdyom var. Sen elindeki en iyi imkanla kaydetmeye çalış, ben bunun mix-masteringini yapayım, sonra da albüme koyalım”. 3. ve 4. albümlerde de böyle şarkılar var. Mesela Deniz (Deniz Perhan) ilk albüme kendi şarkısı ‘Maria Puder’ ile dahil oldu, 3. albümde yanılmıyorsam Övünç’ün şarkısının mix-masteringini yaptı ve ilerleyen albümlerde yayınlanacak bir şarkının düzenlemelerine başladı bile. Mesela biz, Sinağrit Baba olarak Olta’daki dayanışma ruhundan aldığımız ilhamla İrfan Abi’ye dedik ki: “Abi, Köleler ve Kilitler’i yorumlayıp, çalıp Olta’ya koysak olur mu?”. Düşünmedi bile, “Hangisini isterseniz koyun tabi” dedi. Baktığımızda bu iletişim, bugüne kadar ‘sektör’ dahilinde sürdürülen bütün endüstriyel ilişkilenmelere aykırı. Normal şartlar altında bizim Peyk gibi bir grubun bir şarkısını düzenleyip bir sahnede çalmamız için yapmamız gereken o kadar çok şey var ki… Kaldı ki, Peyk’in gönül rahatlığıyla, aynı dayanışma içinde yer alan bir başka gruba “istediğiniz şarkıyı düzenleyebilirsiniz” demesi mevcut düzen için o kadar tehlikeli(!) ki! İşte bu noktada ticaretten değil, müzikten söz etmeye başlıyoruz. Bu kolektif işler hak ettiği ilgiyi gördüğü taktirde, şu zamana kadar Olta’ya dahil ol(a)mamış, ihtiyaç sahibi insanların da bize eşlik ettiğini göreceğiz. Mesela üçüncü albümümüzü oldukça erken bir zamanda kaybettiğimiz, Aras Ozan isimli bir müzisyen dostumuza adadık. Albümün kapak resmi ve albümdeki ilk iki şarkı (Bacteria, In Love in One) da Aras’a ait. Bunun haricinde senin de bahsettiğin gibi, pandemi sürecinde çok sayıda müzisyen arkadaşımızın çaresizlikten, geçim derdinden ötürü intihar ettiğine şahit olduk. Bu intiharlar şüphesiz politik ve ardında sistematik ihmaller var. Olta bu noktada yaşamı savunuyor, “çare kendimiziz” diyor.

Peki bağış toplamak gibi bir şey düşündünüz mü hiç? Yoksa sadece albüm gelirleriyle mi yapmayı düşünüyorsunuz?

Bağış toplayıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaktan ziyade, üreterek dayanışmak istiyoruz. Biz bize yeteriz gibisinden bir motivasyon var ve bu beni çok mutlu ediyor. Yani, işin biraz mutfağından söz edeyim. Olta dahilinde, farklı görevlerde yer alan insanlar var. Mesela bir arkadaşımız sadece medya içeriklerini hazırlıyor. Bir arkadaşımız Olta’ya katılmayı düşünen ekiplere, verecekleri şarkıya ilişkin belgeleri hazırlıyor. Diğerleri gelen şarkıların masteringini yapıyor ve bu insanların hepsi birer müzisyen, kültür emekçisi. Bu beni çok etkiliyor. Biz bir yandan da müzik sektöründe yer alan insanlar olarak kendi örgütlenmemizi meydana getirmeye çalışıyoruz. Yapabilecek imkanımız ve kabiliyetimiz varsa da mutlak surette çalıyoruz, söylüyoruz ya da şarkıyı mixliyoruz vs. Önce kendi sanatımız, peşinden bu sanatın meydana getirdiği imkan ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak. Ama biri çıkıp da “Benim müzikle kurduğum aktif bir ilişki yok. Ancak bu çalışmada yer almak istiyorum” dediği an Olta’da yeri hazır.

Çoğu mekanın durumları ve çalışma tarzları sanatçıyı sömürme üzerine. Bu dönem bittiğinde, tekrardan konserler verilmeye başlandığında, Olta bunlar için bir şey yapmayı planlıyor mu? Şu anki dayanışma ortamı bu devam ettirilip sanatçıların hakları gözetilmeye çalışılacak mı?

Olta’nın ortaya çıkması bile senin bahsettiğin o etik-dışı duruma bir tepki bence. Bazı prodüktörler, hatta “atanamamış” müzisyenler çıkıp da sansür yasasını desteklediklerini söyledikleri an Olta müzisyenleri olarak tepki verdik. Bu durumun kabul edilemez olduğunu söyledik. Ama kastettiğin şeyi anlıyorum. Daha somut adımlardan bahsediyorsun. Zaten bir şekilde Olta hayal ettiğimiz şekilde yaygınlaşırsa, dinleyiciyle kurduğu iletişim daha kuvvetli bir hal alırsa, o noktada maruz kaldığımız mobbinglere karşı daha kuvvetli bir dayanışma sergileyebiliriz. Bu mobbing örnekleri, müzisyenlerin maruz kaldıkları etik-dışı muamele, onun haricinde bahsettiğim toplumsal roller ve bütün endüstriyel ilişkilere tepkimiz ortak ve ben inanıyorum ki müzisyenler tekrar sahne almaya başladıkları zaman, bahsettiğin sömürü ile çok daha bilinçli bir mücadele halinde olacağız. Çünkü bu zamana kadar sırtımızı yaslayıp birbirimizden güç alabildiğimiz dayanışma örnekleri sayıca sınırlı ve yetersizdi. Ancak Olta, yayınladığı albümlerle, meydana getirdiği üretimlerle hayli sistematik ilerliyor ve bu güven veriyor. Aynı şekilde, yeniden sahne almaya başladığımız zaman, “Şu mekanda şöyle bir şeye şahit olduk, kültür emekçileri olarak bunu haketmiyoruz” dediğimiz an, aynı dayanışma sergilendiği taktirde üstesinden kolaylıkla gelebiliriz. Olta bu noktada da sözcülük yapabilecek, dayanışma sağlayabilecek bir irade.

Son olarak dinleyiciye ve röportajı okuyan insanlara söylemek istediğin bir şey var mı?

Şunu söyleyebilirim; bu zamana kadar Türkiye’de dinleyicinin de, müzik emekçisinin de bir şekilde kendi emeğine, zevklerine ve bizzat müziğe yabancılaştığını düşünüyorum. Bunun nedeni de endüstriyelleşme, tekelleşme ve bütün bunların bir sonucu olarak yabancılaşma. Müzisyenler olarak, kendimizi sadece belli ekiplerin yer aldığı o dar, tekelci, endüstriyel ilişkilenmelerde var etmek zorunda değiliz. Olta bu doğrultuda inşa edilmiş bir dayanışma pratiği. Bugün Olta’dan bi’haber, albümleri henüz dinlememiş olan müzikseverlere şunu söylemek istiyorum: bizzat kendisinin daha özgür ve daha rahat müzik dinleyebilmesi için gerekli olan koşulları sağlayabilmek hayaliyle albümler yayınlıyoruz. Bu noktada dinleyicinin de Olta’ya şans vermesi gerekiyor. Bu zamana kadar, kültür emekçileri olarak birçok konuda türlü zorluklarla yüzleştik, şüphesiz. Mobbing örnekleri, endüstriyel ilişkilenmeler, müzisyenin insan muamelesi görmemesi gibi örnekler. “Hadi bizi eğlendir” şeklinde bir algı var mesela, müzik salt eğlenceden ibaretmiş, müzisyenler de ‘eğlendirme aparatları’ymış gibi. Tam da bu noktada, bütün bunlardan şikayetçi birkaç müzisyen olarak yanyana geldik. Henüz yolun başındayız ve herkes elinden geleni yapıyor. İsmi de Olta. Albümlerimiz Spotify’da, Youtube’ta. Bekleriz.