giriş
No Clear Mind ile Söyleşi (Türkçe Çevirii) //ODTÜ MT

No Clear Mind ile Söyleşi (Türkçe Çevirii)

-

Çeviren : Irmak Berberoğlu

No Clear Mind’ı oluşturmak için nasıl bir araya geldiniz, grubun hikayesini kısaca anlatabilir misin?

Aslında uzun bir hikaye. 2004’te müzik yapmaya başladık, aklımızdaki projeleri kaydediyorduk, sonra da isim ortaya çıktı. O zamanlar No Clear Mind, benim de memleketim olan Girit’ten Kostas Rovlias ve benden oluşuyordu. Orada başladık, sonra Atina’ya gittik. Atina’da Vasilis’le tanıştık, bir çellist ve iki kişinin daha olduğu bir grubumuz vardı. Sonra müzik yapmaya ve beraber çalmaya sıcak bakan insanlarla ilişkiler kurmaya başladık. O zamanlar grup, çalmak isteyen herkesin katılımına açıktı; ama Vasilis ve ben başlangıçtan beri vardık. Bir şeyler kaydetmeye, canlı çalıp bir şeyler denemeye ve değişik tarzda müzikler yapmaya başladık. Şu ana dek çok zaman geçti ve bildiğiniz gibi birsürü müzisyenle çaldık, bu keyif aldığımız bir şey. Çekirdek bir kadro var, üç kişi mesela, sonra birçok insan bu kadroya dahil olup müzik yapıyor.

No Clear Mind hala aynı şekilde devam ediyor, değil mi?

Aynen öyle. Aslında No Clear Mind bir araya gelip müzik yaptığımız açık bir platform gibi.

Grubu kurarken kafanızda oluşturduğunuz, izleyeceğiniz bir yol var mıydı? Nelerden etkilendiniz mesela?

Radiohead, Yunan müziği, bazı parçalarımızın fazlasıyla benzer olduğu geleneksel Yunan müziği, çeşitli melodiler, Akdeniz taraflarından. Farklı şeyler, farklı tarzlar dinlemeyi seviyoruz: jazz, elektronik, her şey. Bütün bunları tek bir potada eritiyoruz.

Türkiye’deki dinleyicileriniz için en önemli şeylerden biri Türk ve Yunan müziği arasında yakaladığınız uyum. Bu dengeyi nasıl oturttunuz?

Bilmiyorum, doğal bir süreçti. Bir şekilde arada bir bağlantı var. Doğu'nun ve Batı'nın bir çeşit kombinasyonu diyebiliriz yaptığımız müziğe, melodilerimizde Doğu tınılarını duyabilirsiniz, Doğu müziği esintileri var, internette de müziğimizle alakalı buna benzer bir şey okumuştum. Belki siz de bizim gibi bunu seviyorsunuz, bu yüzdendir belki de beğenmeniz. Türkiye’de bu kadar fazla insanın müziğimizi dinliyor olması yine de ilginç.

Açık bir şekilde görebiliyoruz ki son albümünüz Makena’da tarzınız biraz değişti. Daha yumuşak ve rahatlatıcı melodiler hakim, biraz cesur bir hamle çünkü genelde insanlar hep benzer şeyler duymak ister. Yine de dinleyicilerinizi Makena’yla çekebildiniz. Bu müzikal değişimin arkasındaki sebep neydi?

Çünkü insanız ve doğal olarak değişiyoruz ve bu yaşadığımız değişimi olabildiğince müzikle dışa vurmaya çalışıyoruz. İçten gelen bir ihtiyaç gibi. Bir şekilde kendimizi geliştirmek, yeni bir şeyler denemek istedik ve ortaya daha dışa vurumcu, daha groovelu şeyler çıktı. Daha mutlu olmak istememizin de önemli bir payı var, mutluluk hissine sahip olmak; ama tabii ki kendi oluşturduğumuz tarzdan, melodilerden, sözlerden kaymadan. Aslında sahip olduğumuz ve hissettiğimiz şeylerin farklı bir şekilde ifade edilmesiydi. Bilemiyoruz, belki bir sonraki albüm elektronik olur.

Yeni albümün kayıtlarına başladınız mı?

Daha değil ama parçalarımız var. Belki yazdan sonra toparlar ve üstünde çalışmaya başlarız. Önümüzdeki yıl, yani yaz bitince, kayıtlara kesin olarak başlayacağız.

Senin favori No Clear Mind parçaların var mı, varsa neden onlar?

İlk albümden Melt favorilerimden biri ama konserde çalmadık. Dream Is Destiny, Celeste, When You’re Not Here. Bilemiyorum, gerçekten neredeyse hepsi favorim.

Tabii, siz yaptınız hepsini!

Evet, bazılarını grupla çalmak çok keyifli; ama yine de ilginç bir şekilde hepsini seviyorum. Ama bazı parçaların bambaşka bir enerjisi var, Celeste gibi. Çalarken farklı bir enerji hissediyorsun. Ya da When You’re Not Here mesela, bambaşka bir dünya.

Bugün varolan müzik sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir şirkete bağlı olmaktansa bağımsız müziği tercih etmenin ne gibi avantajları ve dezavantajları var?

İkisini de denedik. Eğer yapabileceğine inanıyorsan bağımsız olmak en iyisi çünkü yaptığın şey tamamıyla sana ait oluyor. Albüm yapıyorsun, onu kaydediyorsun, plağı eline aldığında yaptığın müziğin tüm hakları sana ait oluyor. Yaptığın müziğe bir şirketin sahip olması değil de senin sahip olman önemli bir şey ama; devam ettirmek bir hayli zor. Parayı verip albümünü yaptırabileceğin biri yok, nasıl yapılacağını bilip senin halletmen lazım. Biz bildiğimiz için albümlerimizi kendimiz kaydettik. Mixleri kendimiz yaptık, prodüksiyonu Vasilis yaptı. İkisinin de güzel yanları var; ama bence bağımsız olmak çok daha iyi.

Makena’yı nerede kaydettiniz?

Başlangıç kayıtları Peloponnesus’ta küçük bir köyde yapıldı, Yunanistan’ın ortasında bir yer, Girit’le Atina arasında. Yunanistan’da üç parmaklı bir el gibi görünen adalar. Orada çok güzel, eski bir evin olduğu bir köy vardı. Oraya gittik ve kayıtları orada yaptık.

Bir süre Londra’da yaşadıktan sonra memleketinize geri döndünüz. Londra’da geçirdiğiniz zamanda neler yaşadınız, biraz anlatabilir misin?

Evet, Londra biraz zordu. Vasilis’le beraber gittik, öğretmenlik yaptık, çok kolay değildi; ama yine de güzel bir deneyim oldu. Londra’da yaşamak zordu, aynı anda hem çalışıyorsun hem de müzik yapıyorsun, kolay değil. Yaşın ilerledikçe nerede daha rahat yaşayacağına, daha iyi hissedeceğine ve daha mutlu olacağına karar vermen gerekiyor. Sanıyorum Yunanistan’da yaşamak bizim için daha iyi, ayrıca farklı yerlere gitmek de Yunanistan’dan daha kolay.

Türkiye’deki gruplar hakkında ne düşünüyorsunuz? Dinledikleriniz var mı hiç?

Bazı eski grupları ve müzisyenleri dinliyorum. İsimlerini hatırlamıyorum; ama 70’li yıllara ait bir koleksiyonum var. 60’larda ve 70’lerde Türkiye’de yapılmış çok iyi albümler var, çok iyi müzisyenleriniz var. Geri dönüp bakmalısınız bence, çok önemliler. Kül var mesela, onları da çok severim. Dinlediğim çok şey var aslında. Spotify’da No Clear Mind’a benzeyen birçok grup görüyorum ve çoğu Türk. Birçoğunu biliyor ve Spotify’dan dinliyoruz. Ama 70’lerde Türkiye’de yapılan müziği gerçekten çok seviyorum, çok iyi. Belki de bizim yaptığımız müzikle o zamanlarda Türkiye’de yapılan müzik arasında bir bağlantı vardır.

Türkiye’ye gelip çalma konusunda bir tedirginlik yaşadınız mı? Bugünlerde Türkiye’de olmak biraz ürkütücü olabilir ama sizin öyle bir hissiyatınız yok gibi?

Aslında elbette bu durum hakkında düşündük, biraz stresli bir durum ama bildiğimiz üzere yaşadığımız dünya sürekli değişiyor. Türkiye’deki insanlar hayatlarını devam ettiriyorlar, yaşamaya devam ediyorlar. Burada olmak bizim için önemli, bir amacımız varmış gibi hissediyoruz. Kader de diyebiliriz, tanımlaması zor bir şey. Sizin için gelmek ve çalmak zorundaymışız gibi hissediyoruz. Umarım bir şeyler değişir ve hem sizin için hem de bizim için daha iyi olur. Çünkü hepimiz aynı oyunun içindeyiz.

Son olarak, No Clear Mind’dan gelecekte ne gibi beklentilerimiz olmalı?

Çalmaya devam etmek istiyoruz, bundan keyif alıyoruz. Seyahat etmeyi gerçekten çok seviyoruz. Farklı insanlarla tanışmayı ve düşüncelerimizi o insanlarla paylaşmayı seviyoruz, belki de bu yüzden gezmeyi seviyoruz.

Dream Is Destiny’nin bütün fiziksel kopyaları bitmiş. CD formatında tekrar basılacak mı?

Evet, belki plak formatında da basmayı düşünüyoruz. Bu hep istediğimiz bir şeydi; ama fırsatımız olmamıştı. Ama şimdi bunu gerçekleştireceğiz, Dream Is Destiny’nin plak versiyonunu da basacağız. Ve umuyoruz ki albümlerimizi Türkiye’ye göndermenin bir yolunu da bulacağız çünkü gerçekten biraz zor. Bandcamp’ten albümlerimizi satamıyoruz. Sadece dijital ortamda, Spotify gibi.